Wednesday, October 24, 2007

"RH+SANAT GENÇ KÖŞE"


RH+SANAT SAYI:41
Genç Köşe: DUYGU SÜZEN

Kısaca kendinden bahseder misin?
Çocukluğun, içinde büyüdüğün ortam ve eğitim dönemin...

1984 Balıkesir'de doğdum. Çocukluğumu geçirdiğim ve ilköğretimimi tamamladığım Balıkesir'den İzmir'e taşındık. İlk geldiğimde küçük bir şehirden daha büyük bir yere geçmenin sersemliği ve korkusuyla yabancılık çekmeme rağmen, daha sonra buradan kopamadım. Liseyi ve üniversiteyi burada bitirdim. Eğitimim hakkında kararımı vermiştim, güzel sanatlar fakültesine girecektim. Liseyi bitirdim ve bir yıl süren hazırlanma dönemimden sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nü kazandım. Hala aynı okulda yüksek lisans öğrenimime devam etmekteyim.
Kendini başkalarıyla ortak ve sana özgü olan yanlarınla nasıl tanımlarsın?
Bir sorudan bambaşka sorulara ulaşmayı hatta onlar üzerinde dolaşmayı seven, "olağanüstü"nün dairesine girip "olağan"a başvurmayı ertelememeyi amaçlayan biriyim.
Genel olarak sanata ve özel olarak da resme yönelimin nasıl oldu? Kimler ve ne gibi olaylar tercihini etkiledi?
İnsandaki "öz" kavramına inanan biriyim. Çocukluğundan beri resim yapan ya da resimle çocukluğunda tanışmış biri değilim. Bundan sonraki zamanlarda bilemiyorum bir şeyler beni rahatsız etmiş olmalı. Bazen öyle bir şey gelir ki aklına, seni çözüme ulaştıran o yanan ışığı göremediğinde her şey biter, yok olur; belki ben de o saniyelik ışığı yakalayabilen insanlardanım. Bilemiyorum nasıl oldu, kimler etkiledi... İşte işin büyüsü de bu zaten bence.
Resimlerinde özellikle üzerinde durduğun biçim, kavram ya da malzeme, teknik gibi tercihlerin var mı? Varsa bunlar nelerdir ve ne için?
Gerçek ve düşsel olan arasındaki sınırın bir ayırımı olduğu kadar gizeme, bir bağlantıya işaret ettiğini düşünürsem; buradan fantazyaya, fantazyadan da resimlerimin oluşum sürecine gidebilirim. Resimlerim alt anlatım bakımdan; korku, olağandışının çekiciliği, şans ve yanıltma gibi kavramlar üzerinden oluşur. Onlarda önemli olan gösterilen değil, imalardır.Teknik olarak her türlü malzemeyi kullanabilirim, keskin tercihlerim olmamakla birlikte mürekkebin içindeki zıtlığı seviyorum. Malzeme, düşüncemin ne istediğine göre değişebilir sadece.
Senin açından resim yapmak bir çatışma unsuru mu yoksa uzlaşma arayışı mı?
Sanırım her ikisinin de sentezinden oluşan paradoksal bir durum. Bir amatör gibi uzlaşmacı ama aynı zamanda bir profesyonelin kendinden eminliğinin göstergesi olarak da çatışmacıdır. Resim yaparken ikisini birbirinden ayırma olasılığını düşünemiyorum.
Çalışmalarında hangi kaynaklarla beslenirsin? Sanatının praksisi ve ereği nedir?
Kendi keşif yolculuğumu başlangıç noktası olarak, gidilecek noktayı ise bilemeden ve aslında özellikle tercih ettiğim noktayı da amaç şeklinde ele alıp, bunlara gönderme yapan kaynaklar çalışmalarıma rehberlik ederler. Bazen korku hikâyeleri, ütopyalar, bazen de psikoloji, psikoterapi, felsefeyle ilişkili ve bana yol gösterecek olan kaynaklardır bunlar.
Bir söyleme biçimi olarak resmini ele alırsak, kimlere nereden sesleniyor ve ne söylüyor?
Kimi zaman bir hikâye, kimi zaman da gerçekliğine kavuşmuş bir kahraman olarak karşıma çıkan beynimdeki fikirler,"ben"likten bilinçaltına sesleniyorlar. Ve diyorlar ki:"Bak! Geldim işte!"
Senin için sanatın akıl, duygu ve vicdanla ilişkisi nasıl kurulur?
Örneğin; değişmelerin ve ışığa kavuşmak isteyen ölülerin tanrısı olan Dionysos şerefine düzenlenen törenlerde şehvetle vecd, sevinç ama aynı zamanda korku birbirine kavuştuğunda, onun tarafından temsil edilen taşkın içgüdünün yanında, güzellikten denge ile ölçüyü anlayan bir ikinci içgüdü vardır ki; bunu ölçü ve denge tanrısı Apollon temsil eder. İnsanın acizliği ile aklı arasındaki bu ikilem hata yapma olasılığını, iyilik ihtimalini de barındırır. Tümevarım düşüncesiyle bütün bunları birbiriyle ilişkilendirirsem en tepede, hepsini içine alan sanat yer alır.
Sanatın toplumsal meselelerle ilgisi nasıl olmalıdır?
Sanatı toplumun düşünsel ve ahlaki eylemi olarak ele alabiliriz. Çünkü birey bütünsel anlamda toplumun tabusuz, en yalın ifade ediliş şeklidir. Toplumsal olaylar açısından yeni bir felsefi bakış içerisinde en temel öğedir. Bunların açığa çıkardığı sonuçlarla yola çıkarak, toplumun özgürlük ideali ekseninde yapılanmasını esas alıyorsak, sanat bu noktada toplumsal olayların özgürlük kodlaması olarak karşımıza çıkar. Nasıl bir topluma cevap vermenin eylemsel ifadesi olan sanatın ideolojik ve felsefi nitelikleri özümsenerek, sanat ve toplumsal meseleler iç içe olmalıdır bence.
Son döneminde nasıl çalışıyorsun? Orta ve uzun vadeli tahayyülün nedir?
Uzun zamandır üstünde düşündüğüm, üç boyutlu gerçekleştirmek istediğim bir projenin eskizlerini oluşturmaktayım. Yapacaklarım kendimle ve sanatla olan inadımla doğru orantılı. Çok plan yapmayı sevmemekle birlikte, yüksek lisans öğrenimi tamamladıktan sonra yurtdışına çıkma gibi bir düşüncem var ama henüz kesinleşebilmiş değil.
"Yılın Genç Ressamı 2006" yarışmasının sana getirdikleri neler oldu? Daha sonraki sanat yaşamını nasıl etkiledi?
Günümüzün genç sanatçılarına bir adım öne atılmayı, daha ileriye gitmeyi sağlayan bu tür yarışmalar, belki de devam edilecek olan sanat yaşamında işine gösterdiğin saygıyı kanıtlamak ve başka adımlar için referans sağlayabilirler.

0 yorum: